Mesih Bilmecesi: İsa ile İlgili Altı Yaygın Hata

Mesih Bilmecesi: İsa ile İlgili Altı Yaygın Hata
(Mark Jones tarafından yazılmıştır)
 
Nasıralı İsa'nın hem tümüyle Tanrı hem de tümüyle insan olması inancı iki bin yıldır ilgisizliği, entrikayı, tartışmayı, spekülasyonu, alay ve kafa karışıklığıyıla karışılandığı gibi; aynı zamanda dünyanın dört bucağında ibadetle, bağlılıkla ve sevinçle karışılanmıştır. (Luka 1:41). Ancak Mesih'e tapan ve hürmet edenler arasında bile, kimliğiyle ilgili büyük bir cehalet, yanlış anlama ve hatalı düşünceler mevcut olduğunu gözlemleyebiliriz. Günümüzde, çoğu kişi İsa'nın kimliğine dair yetersiz bir görüşe sahiptir, ve bu maalesef bu kişilerin ruhsal zararınadır.
 
Kurtarıcıyla ilgili tüm gerçek bilgi, Tanrı'dan zevk almamız için hem gerekli hem de faydalıdır. İsa Mesih'i tanıdığımız ölçüde, Tanrı'yı da tanıyacağız. Rabbimizi yanlış anladığımız ölçüde, Tanrı’yı da yanlış anlayacağız. Cehalet, ruhsal gelişimin dostu değildir. İsa, görünmez Tanrı'nın görünümüdür (Koloseliler 1:15), böylece İsa'yı görenlerin Baba'yı görmüş olurlar (Yuhanna 14: 9). Oğlu gerçekten tanımayan hiç kimse Tanrı'yı gerçekten tanıdığını iddia edemez.
 
İsa öğrencilerine belki de herhangi bir kişiye sorulabilecek en önemli soruyu sordu: “Sizce ben kimim?" (Matta 16:15). Herhangi başka bir soruya bu kadar şiddetle itiraz edildi mi? Tamamen ya da kısmen yanlış anlaşıldı mı? Kişinin kendini tehlikeye sokacak kadar göz ardı edildi mi? veya kişinin ebedi kazancıyla sonuçlanacak doğru yanıt verildi mi? Petrus, Mesih'in sorusuna yanıt olarak, "Sen, yaşayan Tanrı'nın Oğlu Mesih'sin" dedi (Matta 16:16). Yuhanna, İsa'dan beden almış "Söz" olarak bahseder (Yuhanna 1:14). Thomas, İsa'yı "Rabbim" ve "Tanrım" olarak ikrar eder. (Yuhanna 20:28). İbraniler mektubunun yazarı, İsa'nın kim olduğu hakkında söyleyecek çok şeyi vardı; ona, "Tanrı'nın yüceliğinin parıltısı" (İbraniler 1: 3) der, etten ve kandan pay alandır (İbraniler 2:14). Elçi Pavlus. “İnsan olan Mesih İsa”dan (1 Timoteos 2: 5) bahsettiği gibi, "Görünmez Tanrı’nın görünümü, bütün yaratılışın ilk doğanı O’dur" (Koloseliler 1:15) der. Aynı zamanda Mesih dirilen Rab olarak tasvir edilir ve ilahi isim ona yüklenir. (Filipililer 2: 9–11).
 
Bu ve bunun gibi Kutsal Yazılarda bulduğumuz pek çok beyan bize oldukça şaşırtıcı bir gerçek açıklar: Nasıralı İsa, sıradan bir insan değildir, beden almış Tanrı'dır. O, Tanrı-insandır. Başka hiç kimsenin sahip olamayacağı bir niteliğe sahiptir. O eşsiz bir kişidir, sıradan bir kişiye “eşsiz” diyebileceğimiz türden değil, ancak kendisi gibi başka biri olmadığı için gerçekten eşsizdir. Bu, Hıristiyan inancının yüceliğidir, ancak aynı zamanda bazı üzücü yanlış anlamaların da nedeni olmuştur. Kilise, tarihi boyunca Tanrı-insan'ın bu yüce gizemini açıklamaya çalışmıştır. Ancak birçok kişi tarihi unuturcasına gerçekten yapılmaması gereken hataları yaymaya devam ediyor. Öyleyse, İsa'nın kim olduğunu söylüyorsunuz?
 
1. İsa Gerçekten İnsan Mı?
Birinci yüzyılın sonlarında, Doketizm adında bir sapkınlık ortaya çıktı ve Antakya piskoposu Serapion (190–203) aracılığıyla da yaygınlaştırıldı. İsa'nın bedeninin “ruhani bir beden" olduğunu iddia etti. İsa'nın gerçek bir insan doğası yoktu, sadece insan olarak göründü (Yunanca, dokeō = “görünmek”). Daha sonra, dördüncü yüzyılda, Laodikeia'lı Apollinaris (c. 315-392) Mesih hakkında başka bir yanlış görüşü ileri sürdü. İznik inanç açıklaması kısmen onun görüşüne de bir cevap niteliğindedir. Apollinaris, ebedi Oğul’un yani Logos'un bir insan bedenine sahip olduğunu, ancak bir insan zihnine sahip olmadığını iddia etti. Muhaliflerine göre Apollinaris’in enkarnasyonu sadece akılsız/ruhsuz bir bedende yaşayan Oğul anlamına geliyordu. On yedinci yüzyılda bile, Püriten ilahiyatçı John Owen, “bu günlerde” “insan doğasının gerçekliğini yok eden” insanlar olduğu için üzülüyordu. İsa’nın gerçek insan olması ne anlama geliyor? Bu bizim beden-ruh olduğumuz anlamına gelir. İsa'da öyledir, gerçekten insandı ve gerçekten insandır.
 
Kadıköy Konseyinin (AD 451) belirttiği gibi, o “gerçekten insan; akılcı bir ruh ve bedene sahiptir…insanlıkla özdeş; günah hariç her şeyde bizim gibidir. Rab "her yönden" bizim gibidir (İbraniler 2:17). Mesih’in insanlığını dile getiren Kutsal Kitap pasajı çoktur. Açlık (Matta 4:2), susuzluk (Yuhanna 19:28) ve yorgunluk (Yuhanna 4: 6) gibi fiziksel tepkiler yaşadı. Ağladı (Yuhanna 11:35), sızladı (Luka 19:41), içini çekti (Markos 7:34) ve inledi (Markos 8:12). BB Warfield'ın dediği gibi, "İsa'nın bizim gibi bir insan olduğunun güçlü görüşünü dışlayacak herhangi bir eksiklik yoktur” Bu inancımız için hayati önem taşıyor, Nazianzoslu Gregorios’un 101. mektubunda dediği gibi: “Üstenmediği şeyi iyileştirmemiştir” Kurtarılması gereken ruhlarımız mı var? İsa'nın bir ruha sahip olması gerekiyordu. Akılcı yetilere sahip bedenlerimiz var mı? İsa'nın akılcı yetilere ve güçlere sahip bir vücuda sahip olması gerekiyordu.
 
Owen, Mesih'in insanlığıyla ilgili çeşitli hatalara yanıt olarak, “Rab Mesih’in, insan olarak, ruhunun akılcı yetileri, güçleri, anlayışı, iradesi ve şefkati aracılığıyla tüm lütfunu uyguladığını” der. “Onun ilahi doğası ruhunun yerini almadı, bazılarının da boşuna hayal ettiği gibi yaptığı şeyleri de hemen işletmedi. Ancak mükemmel bir insan olduğu için, onun akılcı ruhu, bizim içimizde olduğu gibi, tüm ahlaki işlemlerinin asıl ilkesiydi.”
 
Mesih’in ahlaki eylemleri gerçek insan eylemleriydi.Hatta güçten güce, bilgelikten bilgeliğe gerçek bir insan olarak gelişti. Yeni ve daha yüksek seviyelerde bilgi, onun bilgelik ve bilgi alanındaki gelişimine uygundu. (Luka 2:52). Bu, ancak, kendi sonlu zihinlerimizi ve ruhlarımızı yansıtan sonlu bir akıl ve ruh dahil olmak üzere gerçek bir insan doğasına sahipse mümkündür. Bu, imanımızın temel bir maddesidir, aksi takdirde, onun itaati gerçekten bir insanoğlunun Tanrı'ya itaati değildi, bu da kurtuluşumuzla ilgili her türlü soruyu gündeme getirir.
 
Kurtarıcımızın kanı, teri ve gözyaşları, İncil ve İbranilerin yazarlarının retorik etki için ortaya attığı hayali detaylar değildir. Onun kanı, kesilirsek, bıçaklanırsak veya delinirsek sizden veya benden dökülecek kan gibi gerçek kandı. Onun kan damlalarını andıran teri haçın korkunç gerçekliği karşısında ıstırap çeken bir ruhun çektiği etkilerdi. Gözyaşları, günahın insanlık üzerindeki etkilerini gören, gerçekten ezilmiş bir yürekten kaynaklanıyordu. Bunu da sadece o çarmıhta düzeltebilirdi. Bizi ebediyen iyileştirebilmesi için ebediyen gerçek bir insan tabiatı aldı, yani bizim tabiatımıza büründü.
 
2. İsa’ya yardım edildi mi?
İsa'nın, Baba'nın isteğini yerine getirerek Tanrı itaati konusunda yardım edildiyse (Yuhanna 4:34; 5:19, 30; 6:29, 42, 57), Rabbimize yardım etmesi en muhtemel iki kişi kimlerdir? Kutsal Üçleme'deki diğer iki kişi, onu en çok seven Baba ve Ruh. Yeşaya'da, Rab'bin Ruhu'nun, Rab'bin hizmetkarı olan Mesih’in üzerinde olacağı söyleniyor:
“RAB’bin Ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu,
Öğüt ve güç ruhu, bilgi ve RAB korkusu ruhu
Onun üzerinde olacak.” (Yeşaya 11:2)
 
Bu, daha sonra ilk kul şiiri olan Yeşaya 42:1'de onanır:
“İşte kendisine destek olduğum,
Gönlümün hoşnut olduğu seçtiğim kulum!
Ruhum’u onun üzerine koydum.
Adaleti uluslara ulaştıracak. (Ayrıca Yeşaya 61:1’e bkz.)
 
Baba Tanrı, Kutsal Ruhunu üzerine koyarak kulunu (Oğul’u) destekler. Yeşaya'daki üçüncü kul şiirinde okuduğumuz gibi, “Egemen Rab bana yardım eder" (Yeşaya 50:7). Bu, kurtuluşumuzda Tanrı'nın işleyişini gösteren güzel bir Üçlübirlik yansımasıdır. Yeni Ahit'te Kutsal Ruh'un Mesih üzerine işleyişine dair birçok atıf okuyabiliriz. Enkarnasyondan başlayarak (Luka 1:31, 35), vaftizinde (Markos 1:10), çölde denenmesinde (Markos 1:12; Luka 4:14), vaazında (Luka 4:18), mucizelerinde (Matta 12:28), ölümünde (İbraniler 9:14), dirilişinde (Romalılar 1: 4; 8:11) göğe alınıp ve tahta çıkarılmasında (Elçilerin İşleri 2:33; Mezmur 45: 1-7) Kutsal Ruh'un Mesih'in ayrılmaz yoldaşı olduğunu, onu asla bırakmadığını veya bir kez bile terk etmediğini görüyoruz. O, İsa'nın gerçek bir insan olarak Baba'ya itaat edip onu memnun edebilmesi için Mesih’e Baba'dan verilen bir armağandı. İsa bize Tanrı'ya tamamen bağımlı bir yaşam sürmenin ne demek olduğunu gösteriyor. Doğrudan kendi ilahi doğasına dayanmayı seçebilir miydi? Elbette. Ama bunu yaparak gerçek anlamda kul olarak geliş amacını ıskalamış olurdu. O, Tanrı'nın isteğini yerine getirmek ve Tanrı'nın şartlarına göre kendisine verilen işleri yapmak için Tanrı'nın kulu olarak geldi. Buna karşılık olarak, Baba Tanrı ona hizmet etmesi için onu donattı. Augustinus’un “Emrettiklerinizi verin, ve dilediğiniz emredin” sözü, Baba, Oğul ve Ruh arasındaki ilişki için son derece doğrudur. Tanrı, Oğul'a kendisine itaat etmesi için Ruh'un gerekli armağanlarını verir ve böylece dilediği her şeyi emredebilir, çünkü bu, İsa Mesih'in insan olarak kabiliyetinin dışında değildir. Mesih bize yalnızca tek Kurtarıcı olduğunu değil, aynı zamanda tam anlamıyla Tanrı'ya bağlı olarak gerçekten dindar bir yaşam sürmenin ne anlama geldiğini de bize açıklar.
 
3. İsa Günah İşleyebilir Miydi?
İsa gerçekten denendiği için günah işleyebilir miydi? İsa'nın günah işlemesinin imkansız olmasının birkaç nedeni vardır, bunlardan ikisi çok önemlidir ve tartışmayı yatıştırmalıdır. Birincisi, Mesih'in günah işleyebileceğini söylersek, Mesih'in iki iradesinin ilişkisi arasında bir sorun yaratmış oluruz. İsa’nın kendi iki tabiatına uygun birer iradesi vardır: İlahi irade ve insan irade. Altıncı Ekümenik Konsey'deki inanç tanımı şöyle der: "Bu iki doğal irade, dinsiz kâfirlerin iddia ettiği gibi birbirine aykırı değildir (Allah korusun!), Ama onun insan iradesi ilahi iradeyi takip eder ve bu direnme ve isteksizlik yoluyla değil, onun ilahi ve her şeye kadir iradesine tabi olarak olur." İsa'nın insan iradesi, Tanrısal iradesine aykırı olamaz. Baba, Oğul ve Ruh tarafından paylaşılan ilahi irade birdir. Mesih'in insan iradesi ilahi iradeye tabidir ve ona karşı değildir.
 
Bu da bizi ikinci nedene götürür - yani, Mesih tek kişi olduğu için, tüm Tanrılığı dahil etmeden günah işleyemezdi. Mesih kişisinin birliği, bir yandan düşünülesi korkutucu, diğer yandan üzerinde derin düşünüldüğünde yüce bir olgudur. Kısacası, Mesih, Tanrı'yı dahil etmeden günah işleyemezdi. Mesih’in insan doğası soyut olarak günah işleme kabiliyetine sahip olabilir, ancak Mesih’in eylemlerini soyut olarak düşünemeyiz çünkü o eylemde bulunan, hareket eden bir kişidir. Kişiliğinde Tanrı-adamı kusursuz ve günah işleyemez bir kişidir.
 
W.G.T. Shedd’in dediği gibi: “Logos, bir insan doğası ile tek bir kişi oluşturacak şekilde birleştiğinde, bu kişinin ve bu doğanın araçlarıyla yaptığı her şeyden sorumlu olur. . . . İsa Mesih günah işlemesi halinde, beden almış Tanrı günah işler olurdu.” Kendinize sorun: Tanrı'nın günah işlediğini söylemeyi düşünebilir miydiniz? İsa'nın günah işlemesinin teorik olarak mümkün olduğunu söylersek, o zaman Tanrı'nın teorik olarak günah işleyebileceğini söylemiş oluruz. Bundan daha korkunç bir düşünce olamaz.
“O da bizim gibi her yönden denendi, ancak günahı yoktu” (İbraniler 4:15). Onun denenmeleri gerçek olduğu kadar, Tanrı'ya karşı günah işlemeyip günah işlemeyeceği gerçeği kadar gerçektir. Bu sadece bizim için bir gizem değildir, aynı zamanda İsa'nın kim olduğuna dair görkemli bir bildiridir.
 
4. İsa Halen Tümüyle İnsan Mı?
Pek çok inançlı kişi, bunun ne anlama geldiğini yeterince anlamasalar bile, İsa'nın yeryüzünde gerçekten bir insan olduğunu doğrulamakta haklıdır. Ancak, İsa'nın, yücelik içinde Baba'nın sağında oturduğu şu anda tam olarak insan olup olmadığını sorduğunuzda, bazılarının kafası biraz karışıyor. İnsanların tipik olarak duyduğu en yaygın yanlış anlama, İsa'nın yükselişinden sonra Tanrı olmaya geri döndüğü olgusudur. Daha da kötüsü, bazıları “Artık insanlığına niye ihtiyaç duysun ki?" diye sorar. Owen şöyle der: “Yeryüzünde bulunduğu insan doğasının hala aynı olması, aynı akılcı ruha ve aynı vücuda sahip olması, Hıristiyan inancının temel bir maddesidir.” Mesih’in Tanrı-insan olarak varlığını sürdürmesi inancımızın temel bir maddesidir. Yuhanna 1:14 üzerine düşüncelerini aktaran dahiyane Hollandalı ilahiyatçı Abraham Kuyper bir keresinde şöyle yazmıştı: “Söz beden aldı! Bir daha o bedenden ayrılmayacak şekilde bir beden aldı! Öyleki şu anda taht'ta bile ondan ayrılmış değildir."
Owen'a göre, Mesih’in insan doğası artık "tanrılaştırılmış" değildir (yani, bir tanrı yapılmamıştır); bu doğa “gökte ilahi olanla tek bir doğa içinde birleşmez.” O, hem tamamen Tanrı hem de tamamen insan olacaktır ve sonsuza kadar da öyle kalacaktır. Onun insan doğası, artık insan olmayacak şekilde kendisine iletilen herhangi bir ilahi niteliğe veya töze sahip değildir. Mesih’in insan doğası, cennetteki yüceltilmiş durumunda bile her zaman gerçek insan olarak kalacaktır. Bu, Kurtarıcımızı bekleyen bizler için iyi bir haberdir! “[Rab İsa Mesih] her şeyi kendine bağlı kılmaya yeten gücünün etkinliğiyle zavallı bedenlerimizi değiştirip kendi yüce bedenine benzer hale getirecektir." (Filipililer 3:20–21). Yani yüceltilmiş insanlığını kendi yüceltilmiş insan vücudumuzun gözleriyle göreceğiz.
 
Bu bizim için, yüceltilmiş Mesih'in bize karşı insanca bir şefkat gösterdiği anlamına geliyor. Bize zayıflıklarımızda bize sempati duyabilen biri olarak bakıyor çünkü bir zamanlar zayıflık içinde yaşıyordu (İbraniler 4:15). O hala bir kahindir, yüceliğinde gelini kilise uğruna her şeyi yapabilirken, kendisinin de zevk aldığı bir insanlığa sahiptir.
 
5. İsa Tümüyle Tanrı Mı?
Duyumlarıma göre, bazı Hıristiyanlar, İsa'nın tam anlamıyla Tanrı olup olmadığını sorguluyor. “Tanrı tarafından Kurtarıcı olarak atanan büyük bir adamdır, evet! Ama kesinlikle Baba'nın Tanrı olduğu gibi Tanrı değildir” diyorlar. İskenderiyeli Arius (250–336), Oğulun, yani Logos'un Baba ile eşit olduğunu reddeden en ünlü kafir olarak tanınıyor. Arius, Tanrı'nın Oğlu'nun var olmadığı bir zaman olduğunu öne sürdü, böylece Mesih'in gerçek tanrısallığını inkar etti.
 
Ancak Nasıralı İsa'nın tümüyle ilahi olduğuna- yani, Baba ile özdeş (aynı tabiattan) olduğuna-dair kanıtlar o kadar ezici ki bu gerçekle mücadele edenlerle sempati duymamı zorlaştırıyor. İsa tam anlamıyla Tanrı değilse, Yeni Antlaşma yazarları insanların kafasını karıştırmak ve kiliseye yalan söylemek için aşırı çaba sarf ettiler gibi gözüküyor (örneğin, bkz. Filipililer 2: 5–11; İbraniler 1: 1–14; Koloseliler 1: 15–20).
 
Yuhanna Müjdesinin önsözü, kilisenin, İsa'nın gerçekten Tanrı olduğuna dair iddiasını dile getirebilmesi için yeterli derecede açık bir delil sağlar. Açılış sözlerini düşünün: "Başlangıçta Söz vardı, Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı." Yuhanna, önsözün ilerleyen bölümlerinde şaşırtıcı bir noktaya değinir - belki de herhangi bir birinci yüzyıl Yahudisinin inanması için en inanılmaz ayettir - "Söz beden oldu" (Yuhanna 1:14). 14. ayetteki "oldu" ile 1. ayetteki “idi” birbiriyle ile karşılaştırılmalıdır. Söz (Logos), var edilmemiştir. Aksine, Söz basitçe "idi". Yuhanna'nın Müjdesi'ndeki diğer pasajlar bu gerçeği doğrulamaya ve desteklemeye yardımcı olur (Yuhanna 3:13; 6:62; 8: 57–58; 17: 5; 20:28).
 
Yuhanna, Yeşaya'nın “Kral’ı, Her Şeye Egemen RAB’bi gözlerimle gördüm” yani Yeşaya 6'ya atıf yaptıktan sonra, bu sözlerle ilgi "Bunları söyleyen Yeşaya, İsa’nın yüceliğini görmüş ve O’nun hakkında konuşmuştu” der. (Yuhanna 12:41). Dahası, Yeşaya'da bize Tanrı'nın yüceliğini kendisinden başka kimseye vermediği söylenir (Yeşaya 42:8); ancak yine de İsa, Baba'dan onu, "dünya var olmadan önce [Babasıyla] sahip olduğu yücelikle" Babasının huzurunda yüceltmesini ister (Yuhanna 17:5). İsa Tanrı değilse, o zaman sadece delirmiş değil, isteği de bir hakarettir.
 
Vahiy kitabında Yuhanna, İsa ve Yahveh'i açık bir şekilde birbirine bağlayarak Mesih'in ilahiliğini gösteren bir dizi açıklama yapar:
 
“Ben RAB, ilkim; sonuncularla da yine Ben olacağım.” (Yeşaya 41:4);
“Korkma! İlk ve son Ben’im. Diri Olan Ben’im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diriyim.” (Vahiy 1:17–18).
 
“İlk ve son benim, Benden başka Tanrı yoktur.” (Yeşaya 44:6); “İzmir’deki kilisenin meleğine yaz. Ölmüş ve yaşama dönmüş, ilk ve son olan şöyle diyor:” (Vahiy 2:8). 
 
“Ben O’yum; ilk Ben’im, son da Ben’im.” (Yeşaya 48:12);
“Alfa ve Omega, birinci ve sonuncu, başlangıç ve son Ben’im.” (Vahiy 22:13).
 
Bu paralellikler bize ne öğretir? İsa, Yahve’den başkası değildir. Tanrı’dan Tanrı, özü itibariyle Baba ve Kutsal Ruh'la eşittir. İsa zorunlu olarak tüm ilahi niteliklere sahiptir. Baba görkemli mi? Oğul da öyle. Baba ebediyen ve değişmez bir biçimde güçlü ve her şeye kadir midir? Oğul da öyle. Baba kutsal, kutsal, kutsal mıdır? Oğul da öyle. İlahi doğa açısından Baba, Oğul ve Kutsal Ruh eştir. Oğul sadece ihtişamlı değil, aynı zamanda sonsuz ve değişmez bir şekilde yücedir.
 
6. Meryem “Tanrı’nın Anası” Mı?
Peki ya Meryem'in “Tanrı'nın anası” (theotokos) olduğu dille ilgili ne demeli? Bu ifadenin gerçeği, yanlış anlaşıldığı için reddedilmemelidir. Oğul beden olduğunda (Yuhanna 1:14), bir insan kişisi değil, bir insan doğası edindi. İnsan doğası, Tanrının Oğlu'nun kişiliğinde varlığını sürdürür: "bölünmemiş veya iki kişiye ayrılmamıştır, ancak bir ve aynı Oğul, biricik Tanrı, Söz, Rab İsa Mesihtir" (Kadıköy Konseyi).
 
Teologlar, Tanrı Oğlu'nun enkarnasyonunu "hipostatik birlik" olarak adlandırdılar. İki doğanın tek kişide birleşmesi, İsa hakkında konuştuğumuzda, "Bunu insan doğası yaptı" veya "İlahi doğası bunu yaptı" demediğimiz anlamına gelir. Bunun yerine, İsa'nın insani ya da ilahi doğasına göre şunu ya da bunu yaptığını söylüyoruz. Pavlus Romalıların başında bu noktaya değiniyor: “bedene göre Davut zürriyetinden doğmuş” oğul hakkından bahseder (Romalılar 1: 3).
 
Özne, kişidir. Ya insan doğasına (örneğin, yemek, Luka 24:43) ya da Kutsal doğasına (örneğin, dünyayı korumak, İbraniler 1: 3) göre eylemler gerçekleştiren tek kişidir. Oğul’dur.
 
Bu nedenle Meryem soyut olarak bir insan doğası değil, bir insanı doğurmuştur. Bu kişi Tanrı'nın Oğlu'dur, bu da Meryem'in Tanrı'nın anası olduğu anlamına gelir; bu, Kadıköy inancı'nın (451) öğretisi ve Hıristiyanlar için bir ortodoksluk (doğru öğreti) kıstasıdır. Bu nedenle, Elçilerin İşleri 20:28'de Pavlus Efesli ihtiyarlara "Rab’bin kendi kanı pahasına sahip olduğu kiliseyi gütmek üzere atandınız" diye teşvik edebilir. Oğul Tanrı, ölümü ve dirilişi aracılığıyla kiliseyi kendi kanının fidyesiyle elde etmiştir.
 
Peki Size Göre İsa kim?
Günahın insan aracılığıyla dünyaya girişi nedeniyle, insan Tanrı’yla barışmalıdır. Ancak günahkâr insan, günahının karşılığını ödeyemez. Günahsız bir adam dahi olsa, ancak potansiyel olarak kendisi için karşılık verebilir. Pek çok kişi için ("kıyıların kumu kadar" Yaratılış 22:17) kefaret ancak Tanrı-insan İsa Mesih aracılığıyla gerçekleşebilir. O, tek başına günahkarlara kurtuluş sağlayabilecek Tanrı tarafından atanmış Mesih'tir.
 
Petrus kendi kazancına bu büyük gerçeği kavradı. İman sayesinde İsa'yı Tanrı'nın Oğlu Mesih olarak ikrar etti (Matta 16:16). Petrus şimdi İsa Mesih'in yüzünde Tanrı'nın yüceliğini görüyor. Bu hayatta imanla İsa Mesih'in yüzünde Tanrı'nın yüceliğini gören kişiler, gelecek hayatta da aynı şeyi güvenle bekleyebilirler. Bu nedenle, bugün kilise için tek umut sadece basit bir insan değil, size "Benim kim olduğumu söylüyorsunuz?" diye soran Tanrı-adamdır.

Marc Madrigal

Evli ve üç çocuk babası olan Marc Madrigal 2006 senesinde Boğaziçi Üniversitesi İngilizce Dili ve Edebiyat bölümünden mezun olduktan sonra 2009 senesinde Phoenix Seminary ABD'de Hristiyan İlahiyatı üzerinde Yüksek Lisansını tamamlamıştır. 5 dil bilen Madrigal, araştırmalarını erken dönem Hristiyanlık tarihi ve Kutsal Kitap dönemi arkeolojisi üzerinde yoğunlaştırmaktadır. Madrigal aynı zamanda İstanbul Protestan Kilisesi Vakfı yönetim kurulu üyesidir.


İlgili İçerikler

Bizi Takip Edin

Çekinmeden bizimle iletişim kurabilirsiniz. İlginç, samimi, renkli, içe dönük, dışa dönük ve pek çok tarzda insanlarla tanışmayı ve yeni arkadaşlar edinmeyi çok seviyoruz.