Ateist Toplantısında Bir Hristiyan


Konu: Tanıklık

 İman ettiğim ilk yılın içerisindeyken sosyal çevremin tamamına imanlı oluşumu aktaramadığım ikinci yazımda sizlere bir toplantıdan ve yaşananlardan bahsedeceğim.

 Kendimi Mesih İsa İmanlısı olarak tanımladığım ilk yıl zaten üyesi olduğum ve Türkiye’nin en büyük ateist oluşumlarından birisinin içerisinde yer alıyordum. İman ettikten bir süre sonrasına kadar, daha doğrusu onlar beni kovana kadar içlerinde kalmaya devam ettim. Ayrılamama sebebim onlara öğrendiğimi aktarmaktı. Başkalarının da bu müjdeye ihtiyacı olduğunu düşünüyordum. Bir diğer ayrılmama ya da ayrılamama sebebim zaten bu ateist grubun kurucularından biriydim. Yaklaşık 8 yıldır kurucuları ve üyeleriydim. Kovuluş hikâyemi bitirmeden önce, iman etmeden birkaç yıl öncesinde yaşadığımız bir anıyı sizlerle paylaşacağım.

 Her cumartesi yaptığımız gibi bu ateist oluşumla birlikte bir Skype toplantısı yapıyorduk. Hatırladığım kadarıyla yaklaşık 200-220 kadar katılımcı vardı. Her yaştan ve ilden bu insanlara bazı konular sunuyorduk ve darninizm, ateizm, evrim gibi konularda sorulara yanıt veriyor yanıtları bilmiyorsak birlikte yanıtlar arıyorduk. Toplantılarımız yaklaşık 1 saat sürüyordu ve biz yaklaşık 45 dakikadır konuşurken 55-65 yaşları arasında tipinden anladığımız kadarıyla türk olmadığını gördüğümüz bir amca söz alıp “ben Mesih İsa imanlısıyım, sorularınızı yanıtlayabilir miyim?” dedi. Biz de ADİL yöneticiler olarak tabi soruları olanlar varsa yanıtlayabilirsiniz demiştik. Çünkü asıl isteğimiz Tanrı ve İncil hakkında sorulacak soruları duymak değil bir Tanrı inancının ezilişini izlemek ve bundan keyif almak istiyorduk. Bu amcaya birçok soru soruldu. Bazıları klişe şeyler olsa da genel olarak entelektüel bir konuşma oluyordu. Enteresan olan şey, yöneticiler olarak gördük ki savunduğumuz şeylerin hiçbiri Hristiyanlığa karşı bir delil ya da yanıt taşımıyor. Bildiklerimizin hepsi siyasal islama ve demokrasiye karşı hazırlanmış hipotezler ya da önermelerden oluşuyor. Bu amcamız sorulan her soru yanıtlarken oldukça temiz ve sakin konuşuyordu. Açtığı Kutsal Kitabından ayetlerin numaralarını bizlerle paylaşıp yanıtlarımızın tamamını Kutsal Kitap’tan yanıtladığını yineliyordu. Bir soruya bilmiyorum araştırmam gerekiyor dedi. Bilmiyorum demek biz entel gevezelere göre hiç değilken bizden yaşça büyük bir adam bilmiyorum araştıracağım diyordu. Buraya kadar yazdığım her şeyi şu an hala aynı ateist platforma üye ve yönetici olan arkadaşlarımla ortak olarak görmüştük.

Buradan sonra anlatacaklarım benimle ilgilidir.

...
      Aniden sinirlendim ve bu amcamıza sana burada misyonerlik yaptırmam deyip toplantıdan attım. Yetkimi kullandım ve birisini susturdum. Çokça destek gördü bu hareketim ama kalbim çok kırıktı. Hata ettiğimi biliyordum fakat artık önemi yoktu.

 

1 Yıl Sonra…

       İman yolculuğumda bir sürü mucize yaşıyordum ve tamamen her adımımı Tanrı’ya göre atmaya çalışıyordum. Ruhsal kardeşlerim olan diğer imanlılarla tanışıyordum ve vaftiz hakkında birçok şey okudum, öğrendim. Vaftiz olmuştum. Benimle birlikte dua eden ve Kutsal Kitap okuyan kardeşlerimle konuşurken dedim ki bu muhteşem sevgiyi herkes duymalı! Herkese gidip anlatacağım, okutacağım. Aklıma hala üye ve yönetici olduğum bu grup geldi. Yarın cumartesiydi ve Skype toplantısı olacaktı. Toplantıya katılıp Müjde’yi aktaracağım.

Akşam 20:00’de toplantıda herkes yerini almıştı. Bir açılış konuşması oldu ve sıra bana geldiğinde “işte başlıyoruz” dediğim bir konuşma yaptım.

“Ben bu grubun kurucusu ve üyesi olan Mehmet. Sizlerle artık bir ateist olarak değil, bir Mesih imanlısı olarak konuşacağım. Sorularınızı gene sorabilirsiniz.”

Büyük bir sessizlik sonrası darbe almış birisini andıran bir sesle diğer arkadaşlarım tamam, devam edelim dediler.

Sorulan soruları büyük bir özgüven ve saygıyla yanıtladım. Kutsal Kitap’tan birçok yanıt hakkında sohbet ettik. Bazı soruların yanıtlarını bilmiyordum ve ben bilmiyorum bildiğimde anlatırım dedim.
Her şey harika gidiyorken birlikte yöneticilik yaptığımız arkadaşlarımdan birisi beni misyonerlikle suçlayıp toplantıdan, facebook sayfamızdan, web sitemizden attı ve bütün yetkilerimi tek tek kaldırdı. İsteseydim geri alabilirdim ya da bunu yapmasını engelleyebilirdim belki ama o an buna gerek olmadığını düşündüm. Mutlu bir gülümsemeyle bilgisayarımın ekranına baka kaldım. Karmaşık duyguların içerisinde bir şekilde Mesih İmanlısı kardeşlerime bu duruma anlatacaktım.

Bir kafede buluştuk. Genelde Kutsal Kitap’tan bir okuyup sohbet eder ve daha sonra gündelik şeyleri konuşurduk.
Seçilen bölüm şöyleydi:


Elçilerin İşleri 9:1-16
Saul ise Rab’bin öğrencilerine karşı hâlâ tehdit ve ölüm soluyordu. Başkâhine gitti, Şam’daki havralara verilmek üzere mektuplar yazmasını istedi. Orada İsa’nın yolunda yürüyen kadın erkek, kimi bulsa tutuklayıp Yeruşalim’e getirmek niyetindeydi. Yol alıp Şam’a yaklaştığı sırada, birdenbire gökten gelen bir ışık çevresini aydınlattı. Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, “Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?” dediğini işitti.
 Saul, “Ey Efendim, sen kimsin?” dedi.
 “Ben senin zulmettiğin İsa’yım” diye yanıt geldi. 6Haydi kalk ve kente gir, ne yapman gerektiği sana bildirilecek.”
 Saul’la birlikte yolculuk eden adamların dilleri tutuldu, oldukları yerde kalakaldılar. Sesi duydularsa da, kimseyi göremediler. 8 Saul yerden kalktı, ama gözlerini açtığında hiçbir şey göremiyordu. Sonra kendisini elinden tutup Şam’a götürdüler.  Üç gün boyunca gözleri görmeyen Saul hiçbir şey yiyip içmedi.
  Şam’da Hananya adında bir İsa öğrencisi vardı. Bir görümde Rab ona, “Hananya!” diye seslendi.
 “Buradayım, ya Rab” dedi Hananya.
Rab ona, “Kalk” dedi, “Doğru Sokak denilen sokağa git ve Yahuda’nın evinde Saul adında Tarsuslu birini sor. Şu anda orada dua ediyor. Görümünde yanına Hananya adlı birinin geldiğini ve gözlerini açmak için ellerini kendisinin üzerine koyduğunu görmüştür.” Hananya şöyle karşılık verdi: “Ya Rab, birçoklarının bu adam hakkında neler anlattıklarını duydum. Yeruşalim’de senin kutsallarına nice kötülük yapmış!  Burada da senin adını anan herkesi tutuklamak için başkâhinlerden yetki almıştır.”
 15 Rab ona, “Git!” dedi. “Bu adam, benim adımı öteki uluslara, krallara ve İsrailoğulları’na duyurmak üzere seçilmiş bir aracımdır.  Benim adım uğruna ne kadar sıkıntı çekmesi gerekeceğini ona göstereceğim.”

Bu ayetleri okuduğumda aklıma bizim sabırlı, kibar amca aklıma gelmişti. Kardeşlere ateist grubumla başıma gelen olayları anlattım. Pavlus’la aynı şeyi yaşıyordum. Amcaya yaptığım için çok üzgünüm fakat aynı zamanda mutluyum ki bu kadar Tanrı sevgisiyle dolu bir adamdı..

Bu yaşadıklarımdan görüyorum ki Tanrı’nın gözünde iyi ya da kötü benim gördüğüm gibi değil. Ben gibi olsaydı zaten beni seçip kurtarmazdı. Tanrı’ya karşıyken hatta bir Tanrı dostuna zulmetmişken imanlı biri oldum. Sonra aynı şekilde grubumdan atıldım. Her şey tamamen aynıydı.



Yuhanna 16:33
Bunları size, bende esenliğiniz olsun diye söyledim.
Dünyada sıkıntınız olacak. Ama 
cesur olun, ben dünyayı yendim!”

Hala bazı sıkıntılar yaşıyoruz dünyada fakat çaresizlik Tanrı için sadece bir kelimeden ibaret…

Son olarak;

Bu değerli Tanrı adamı amcaya bir daha rastlamadım. Ne yapıyor nerededir bilmiyorum. Adını da hatırlamıyorum. Bu yazı sana ulaşırsa bir daha bir toplantı yapmalıyız. Yetkisi Tanrı’da olan bir toplantı..

Sevgiler.


Mehmet Zoroğlu

İsa Mesih İmanlısı, Hristiyan


İlgili İçerikler

Bizi Takip Edin

Çekinmeden bizimle iletişim kurabilirsiniz. İlginç, samimi, renkli, içe dönük, dışa dönük ve pek çok tarzda insanlarla tanışmayı ve yeni arkadaşlar edinmeyi çok seviyoruz.